Menopoz ailesel ve toplumsal sorunlara da yol açabilen biyolojik bir dönemdir!

Menopoz, kadınlarda adet kanamalarının (menstrüasyon) ve dolayısıyla üremenin sona ermesidir.

Kadınlarda menopoza bağlı adetten kesilme, yumurtalıkların işlevlerinin sona erdiğini ve artık buralardan kadınlık hormonlarının salgılanamadığını işaret eder. Menopoz, genel bilinenin aksine rahimin değil yumurtalıkların işlevinin sona ermesidir.

Yumurtalıklarda yeni yumurta oluşumu gerçekleşmemekte ve hormon üretimi yapılamamaktadır.

Yeterince östrojen ve progesteron hormonları üretiminin olmamasına bağlı olarak adetten kesilme gerçekleşmektedir.

Bu hormonlardan özellikle östrojen hormonu eksikliği kadınlarda görülen, bilinen menopoz semptomlarına yol açarlar.

Ancak ateş basması, terleme, unutkanlık, uykusuzluk, hayattan kopma, sinirlilik hali gibi olaylar erken dönemde görülen bulgulardır. Bu erken dönemde görülen şikayetler kadın yaşamını zorlaştıracak boyuttadır. Ani ateş basması genellikle göğüste bir ısınma hissiyle ortaya çıkar. Oradan boyuna, yüze ve bazen de tüm vücuda yayılır. Bazen ateş hissiyle birlikte iğnelenme de görülür. Yüzde ateş basması sonucu ortaya çıkan kızarıklık başkaları tarafından rahatlıkla fark edilebilir. Geceleri ateş basması uyku düzenini bozabilir. Ani ateş basması menopozdan hemen önce başlar ve yaklaşık 2-3 yıl devam eder. Bunun yanında bu postmenopozal şikayetler sadece menopoza giren kadını değil, çevresini de etkileyecek boyuttadır.

Yani menopoz ailesel ve toplumsal sorunlara da yol açabilen önemli bir biyolojik dönemdir.

Çoğu kadında menopoz 45-55 yaşları arasında başlar. Ortalama menopoz yaşı 50 olarak kabul edilse de bazı durumlarda 40 yaşından önce bile başladığı ya da 50’li yaşların sonlarına sarktığı görülebilir.

Menopozun kişide erken ya da geç başlaması, muhtemelen kalıtımsal olmakla birlikte, iyi beslenme ve sağlıklı bir yaşamla doğru orantılıdır.

Kadınların %8’inde menopoz 40 yaşından önce başlar. Bu duruma prematüre (erken) menopoz denir.

Menopoz öncesi dönemde yaşanabilecek bir önemli durumda geç fark edilen gebeliklerdir. Adet gecikmeleri her zaman menopozun işareti olmayabilir. Bu nedenle menopoza tam olarak girene kadar etkin bir doğum kontrolü yöntemi uygulanmaya devam edilmelidir.

“Kural olarak adet gören her kadın, gebe kalma potansiyeline sahiptir. Yaşa bağlı bu olasılık gittikçe azalsa da teorik olarak hiçbir zaman sıfır değildir.”

40 yaşını aşmış her kadında, adet gecikmelerinin olması durumunda öncelikle bir gebelik testi yapılmalıdır. Eğer gebelik yoksa menopoza geçiş durumu düşünülerek yumurtalık fonksiyonlarını ölçen bir takım hormon testleri yapılır ve bu şekilde bir menopoz durumunun olup olmadığı anlaşılabilir. Böyle bir kadın en az 1 yıl boyunca adet görmemişse bu durum menopoz olarak kabul edilebilir.

Menopoz dönemindeki kadının bir defa jinekoloğa gitmesi gerekir. Rahim ve rahim ağzı kanserinin en çok görüldüğü döneme girildiği için jinekolojik muayene, smear testi yapılmalıdır. Muhakkak 40 (mamografide 35 diye geçiyor) yaşından itibaren mamografi, meme ultrasonografi çektirmeleri gerekmektedir. Bunun dışında kan yağlarına baktırması ve aile öyküsü varsa kemik ölçümü yaptırması gerekmektedir.

Menopoz döneminde yapımı duran östrojen hormonunu yerine koyma tedavisi olarak tanımlanan hormon replasman tedavisi vardır. Hormon replasman tedavisi ağızdan, ciltten yapıştırma şeklinde, cilde sürülen kremlerle ve ya burundan sprey şekillerinde verilebilir.

Vajina içine konulan ovüllür, kremler, progesteron hormonu içeren rahim içi araçları da vardır. Buna östrojen ilave edilmektedir.

Bugün en çok kullanılan transfermal  ve oral yolla, bir de vajina yoluyla olanı en yaygın kullanım şeklidir. Hormon replasman tedavisi verildiği zaman %90’ın üzerinde başarı olmaktadır. Postmenopozal dönem kadın için sağlık kontrollerinin aksatılmadan yapılması gereken bir dönemdir. Ancak bu yolla ortaya çıkan sorunların önlenmesi ve tedavisi mümkün olabilir.

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın ve enter'a basın;