Beyin cerrahisinde mikrocerrahinin yeri

Mikrocerrahi; hepimizin çok sık olarak karşılaştığı bir kavram olarak kullanılmaktadır.

Acaba bu kelimenin Beyin ve Sinir cerrahisindeki yeri nedir ve hastalar tarafından doğru algılanabilmekte midir?

Aslında mikrocerrahi  sadece Beyin ve Sinir cerrahisine özgü bir kavram değildir. Bugün birçok tıbbi alanda mikrocerrahi teknikleri uygulanarak değişik ameliyatlar yapılabilmektedir. Ancak genel olarak  Beyin ve sinir cerrahisinde mikrocerrahinin yeri biraz daha öne çıkmaktadır. Bunun temel nedeni beyin ,omirilik ve periferik sinir dokuları hem kendi yapılarından hemde çevreleyen çok ince damarlardan dolayı hassas yapıya sahiptirler.

Kavram olarak mikrocerrahi bir ameliyatın  bir cerrahi  mikroskop ve uygun mikrocerrahi teknikler kullanarak  daha küçük bir alandan normal dokuya daha az dokunarak yapılabilmesidir. Buradaki birincil fayda hastaya ve cerraha daha güvenli bir cerrahi girişim şansı kazandırmasıdır. Cerrahi mikroskop sayesinde cerrah daha küçük aletler kullanarak ameliyat bölgesini çok daha iyi görebilmekte dolayısı ile daha güvenli çalışabilmektedir. 1-2 mm’lik damarlar, beyin ve sinir zarları bu sayede suture edilebilmektedir. Hasta için güvenli bir tedavi seçeneği oluşturmasının yanında normalde daha küçük kesilerle ameliyatların yapılabilme olanağını sağlamakta dolayısı ile hastanın taburcu olma ve normal yaşantısına dönme süresini de kısaltmaktadır. Bütün bunlara ek olarak beyin ve sinir cerrahisinde bazı ameliyatlar sadece mikrocerrahi teknikleri ile yapılabilmektedir.

Mikrocerrahi yapılabilmesi için değişik derinliklerde odaklama ve büyütme sağlayan bir mikroskop, mikroskop altında çalışmaya uygun mikrocerrahi aletleri ve en önemlisi bu konuyla ilgili deneyim gerekmektedir. Bu konuyla ilgili deneyim hem uzmanlık eğitimi esnasında alınabilmekte hemde yurt içi ve yurt dışında periyodik olarak yapılan mikrocerrahi kursları ile geliştirilebilmektedir. Beyin cerrahisinde mikrocerrahinin en baştaki öncüsü kabul edilen Prof. Dr. Mahmut Gazi Yaşargil’in  uzun süre çalıştıştığı Zürihte Madam Frik tarafından ve Yaşargil hocanın halen çalışmakta olduğu İstanbul Yeditepe Üniversitesinde Prof. Dr. Uğur Türe tarafından mikrocerrahi kursları periyodik olarak yapılmaktadır.

Mikrocerrahinin kullanım alanlarının başında beyin damar hastalıklarının tedavisi gelmektedir. Özellikle halk arasında baloncuk diye bilinen anevrizma hastalığı ölümle sonuçlanabilen beyin kanamalarına sebep olabilmektedir. Anevrizmalar beyindeki arter dediğimiz atar damarların duvarında normalde olması gereken kas dokusunun olmaması nedeniyle ortaya çıkan bir kısmı gerçekten bir baloncuğa benzeyen kanama riski yüksek lezyonlardır. Genellikle aniden başlayan ve hastanın “ sanki başımda bir bomba patladı” ya da “ daha önce böyle bir ağrı hissetmedim” diye ifade ettiği çok şiddetli baş ağrısı ile kendini belli eden beyin kanaması ile ya da kanamamışken, normal bir baş ağrısı ve bazı nörolojik bulgular  neticesinde yapılan MR ve MR anjiyografi  gibi tetkikler sonrasında tespit edilebilir. Tedavi biçimi  hastanın klinik bulguları ,anevrizmanın yeri ve şekline göre değişir. Mikrocerrahi yöntemlerle beyin zarları arasından, beyin omurilik sıvısının geçtiği yollardan anevrizmanın bulunduğu damara ulaşıp anevrizmaya titanyum yada kobalt alaşımlı kliplerle kapatmak ve kanama riskini ortadan kaldırmak bir tedavi seçeneğidir.

Mikrocerrahinin bir diğer kullanım alanı disk hastalıklarıdır. Bunlardan en sık görüleni bel fıtığı diye bilinen lomber disk hastalığıdır. Lomber disk hastalığı genellikle  belden başlayıp bacaklara yayılan ağrı , uyuşma ve bazen güçsüzlük ile karşımıza çıkar. Tedavi seçenekleri arasında ilaçlar, istirahat etme , fizik tedavi ve cerrahi vardır.. Genellikle güçsüzlük şikayeti olan, 6 haftadan uzun süreli günlük yaşam konforunu bozacak düzeyde şikayetleri olan ilaç ve fizik tedavi gibi diğer tedavilere yanıt alınamayan hastalarda cerrahi uygulanmaktadır. Boyun fıtığında ise benzer şikayetler boyun ve kollarda olmaktadır. Cerrahi bu hastalık grubunda olan hastaların sadece %10-20 lik kısmında gerekmektedir. Bu hastalıkların tedavisinde mikro cerrahi altın standart tedavi  yöntemidir. Mikrocerrahi sadece daha güvenli bir cerrahi sağlamakla kalmayıp, hastanede kalış süresi ve normal yaşantıya dönme süresinde önemli derecede kısalma sağlamaktadır. Hasta aynı gün   yürütülebilmekte ve ertesi gün taburcu edilebilmektedir.

Beyin tümörleri çok çeşitlilik gösteren bir hastalık grubudur. Kafa tası içinde tümörün yerleştiği yer ,tümörün cinsi gibi bir çok parametre tedavi yaklaşımını etkilemektedir. Genellikle baş ağrısı bulantı kusma gibi kafa içi basınç artışına bağlı bulgular , tümörün yerleşim yerine göre değişen kısmi yada tam felçler gibi çok çeşitli klinik bulgular ile kendini gösterebilir. Hipofiz tümörleri gibi bazı beyin tümörleri ise hormanal bazı değişikliklere yol açar. Beyin tümörlerinin tedavisinde mikrocerrahi olmazsa olmaz parametredir. Zira tümör dokusuna ulaşmak ,çevresindeki nöral ve damarsal yapılardan tümörü ayırmak ve ençok tümör dokusunu en az hasarla çıkartmak bu tedavinin temelini oluşturmaktadır. Günümüzde özellikle hipofiz bölgesi tümörleri mikroskop ve endoskop yardımı ile kafa tası açılmadan burundan girilerek tedavi edilebilmektedir.

Periferik sinir kesileri mikrocerrahinin çok sık kullanıldığı alanlardan biridir. Özellikle iş kazalarında kollarda ve bacaklarda olan yaralanmalarda bazı sinirler kesilebilmekte yada hasarlana bilmektedir. Çok keskin aletlerle olan temiz yaralanmalarda kesilen sinir mikroskop altında çok ince suturler ile hemen dikilebilmekte, künt ve kirli yaralanmalarda yine mikrocerrahi yöntemlerle belirli bir süre sonra  ya kesilmiş sinir uçlar uç uca yada sinir greftleri kullanılarak dikilebilmektedir. Bazende tam kesi olmamış kısmi yaralanan sinirlerde oluşan nöroma dediğimiz ve sinir iletisini bozan kitleler çıkartılıp sinirler uç uca dikilebilmektedir.

Sonuç olarak beyin cerrahisi çok geniş ameliyat yelpazesine sahip bir branştır. Ayak bileğinden kafa tasına kadar vücudun heryerinde değişik hastalıkların tedavisini üstlenmektedir. Endoskopik cerrahi, nöronavigasyon, intra operatif USG, robotik cerrahi gibi bir çok teknoloji beyincerrahisi pratiğinde kullanılmakta olup bunların içinde cerrahi mikroskop ve mikrocerrahi hem pratik olması ve zaman kazandırması, hem yaygın kullanım alanı, hem  de nöroşirurjiyenler daha alışık olmaları bakımından önem kazanmaktadır.

Yorum Yazın

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın ve enter'a basın;