Çalışan anne

Çocuk mu?, Kariyer mi?

Çocuk ve kariyer bir arada nasıl yürütülür?

Kadınlar günümüz toplumunda giderek daha fazla söz sahibi olsa da, çocuk vakti geldiğinde bir seçim yapmak zorunda kalıyor. Çocuk ya da kariyerden birini seçmek zorunda kalan kadınlar, tercihleri sonrasında yeni sorunlarla karşı karşıya kalabiliyor.

Kötü bir anne olduklarını düşünüp, suçluluk ya da para kazanamadıkları için tükenmişlik ve kızgınlık duygusuna kapılabiliyorlar. Tercih yapmayıp hem kariyerini hem de anneliği devam ettiren kadınlar, mükemmellik takıntısıyla karşı karşıya kalıyor ve süper kadın olmak için kendilerini zorluyorlar.

Değişen yaşam koşullarıyla birlikte, artık kadınlar da aktif şekilde çalışma hayatının içindeler. Bu sayede kadın, ekonomik ve sosyal hayatta kendisini daha özgür hissediyor. Bu da birçok toplumsal rolü değiştirdiği gibi anne çocuk arasındaki geleneksel ilişkilerin, kadınlık rollerinin başka bir boyut almasına neden oluyor. Hatta bu, aile içinde erkeklerin üzerlerine düşen rollerin artmasını da sağladı. Bununla birlikte yoğun iş temposu, aile kurumuna ilişkin bakış açısındaki değişimler, evlilik yaşının büyümesi, günümüz ekonomik koşullarının da zorlaşmasıyla çocuk sahibi olma planları ertelenebiliyor. Ertelenen çocuk sahibi olma planının gerçekleştirilmesi kararı alındıktan sonra ise; özellikle çalışan kadın, iş ve özel hayatı arasında denge kurmada güçlük yaşamaya başlayabiliyor. Kendisini “kariyer mi çocuk mu?” ikilemi arasında bulup seçim yapmak zorunda hissedebilir.

Kadınların hem çalışıp hem de çocuk sahibi olma süreçlerini zorlaştıran ve onları sanki bir seçim yapmak zorundaymış gibi hissettiren bu durumunun sebebinin kültürel değerler ve toplumsal rollerimiz olduğu düşünülebilir. Kadınlığa ve anneliğe ilişkin temel öğretilerden biri öncelik hakkının çocuklar olduğudur. Bu sebeple kadın, kariyer yapmak istediği zaman toplumda öğretilen bir kuralı çiğnemek zorunda kalır. Yani kariyerini seçen kadın ayıplandığını, dışlandığını düşünebilir. Bunun yanı sıra çocuklarına yeterince zaman ayıramadığını, yetersiz bir anne olduğunu düşünüp kendisini suçlu hissedebilir.

Diğer bir öğreti ise ev işlerinin tümünden kadının sorumlu olduğu yönündedir. Türk toplumunda genellikle, çalışan kadın işten döndüğünde eşinden ev işleriyle ilgili yardım alamaz. Bu sebeple kariyeri tercih eden kadın hem iş yerinde hem de evde yoğun bir tempo içine girer. Bu da kadının kızgınlık, tükenmişlik ve yalnız bırakılmışlık yaşamasına sebep olabilir.

Çalışan anne yaşadığı suçluluk, kızgınlık ve yalnızlık duygularıyla başa çıkmak için de çocuğu ile ilgili yaşadığı en ufak sorunu çalışıyor olmasına bağlayabilir. Ya da eşi, ailesi, eşinin ailesi kadını çocuğuyla yeterince ilgilenmemekle eleştirebilir, çeşitli davranışlarla ya da sözlerle böyle hissettirebilir. Bunu telafi etmek için de kadın çocuğa gerekenden fazla maddi ve manevi ilgi, sevgi ve tolerans göstermeye başlayabilir.

Kariyeriyle çocuk yapmak arasında seçim yapamayan kadınlara 5 öneri:

  1. Çocuk ve kariyer arasında bir seçim yapacaksa; bunu gerçekte hiçbir unsura bağlı kalmadan kendi isteğiyle yapmış olması ve önceliklerini kendi arzusuyla belirlemesi sonrasında yaşayacağı olası pişmanlığı azaltır.
  2. Çocuk ve kariyeri arasında bir seçim yapmayan, her ikisini de bir arada yaşamak isteyen kadının dikkat etmesi gereken nokta; sahip olduğu roller arasında dengeyi kurabilmektir.
  3. Hayatta hiçbir şey mükemmel olmadığı gibi mükemmel anne de olunamayacağı unutulmamalıdır.
  4. Annelik, sadece anneye bağlı değil, annenin çevresinden öğrendikleriyle, çocuğun mizacıyla, içinde bulunulan fiziksel ve psikolojik koşullarla, eşler arasındaki ilişkilerle de belirlenen bir durumdur.
  5. Çocuğun nasıl bir birey olacağının, sadece annenin çalışıp çalışmamasına bağlı olmadığı göz ardı edilmemelidir.

Kariyer yerine çocuğu seçmek, her zaman mutluluk getirmeyebilir. Kadın içinde yaşadığı toplumun ve psikolojik yapısının baskılarıyla ‘mükemmel anne olmalıyım, her zaman önceliğim çocuklarım olmalı, iyi anne dediğin her zaman çocuklarının yanında olan annedir’ gibi düşüncelere kapılabilir. Sonunda da kariyeri yerine çocuğu tercih eder. Ama bu seçimin sonucu her zaman mutluluk getirmeyebilir. Çünkü çalışma hayatı bireylere özgüven kazandıran, ekonomik ve sosyal alanda kendini özgür hissettiren bir durumdur. Bu sebeple kariyeri yerine çocuğu tercih eden kadın, özgüveninde ve kendisine olan saygısında bir azalma hisseder. Kendisini çalıştığı dönemdeki kadar sosyal ve ekonomik anlamda özgür hissetmez. Bu da çocuk sahibi olmadan önce çalışan ama çocuk sahibi olduktan sonra işi bırakan kadının, kendisini yeni bir kısıtlanmışlık içinde hissetmesine neden olabilir.

Hem kariyer hem çocuk için özveri şart

Türkiye Sınai Kalkınma Bankası Hazine, Sermaye Piyasaları, Finansal Kurumlar Bölümleri’nden ve Bahreyn Şubesi’nden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Şeniz Yarcan (43) iki çocuk annesi. Büyük kızı Alara 14.5, küçük kızı İlayda ise 10 yaşında.

Şeniz Yarcan, ilk kez çocuk sahibi olduğunda Hazine Müdürlüğü’nde Chief Dealer olarak çalışıyordu. Her iki doğum sonrası ücretli ve ücretsiz izin olmak üzere toplam 6-7’şer ay kadar işe ara verdi. Dönüşünde ise daha da iyi bir pozisyonda işe başladı.

İlk doğum iznindeyken hak ettiği pozisyon olan yöneticiliğe terfisini aldı. İkinci doğum izninden döndükten birkaç ay sonra da Hazine Müdürlüğü’ne terfi etti. Şeniz Yarcan, doğum izinlerindeyken, bankayla iletişimini hiç koparmadı, piyasaları ve güncel konuları sürekli takip etti. Yarcan, çok sevdiği işine dönüşlerinde hiç adaptasyon sorunu yaşamadığını söylüyor.

Çocukların bakımı için ise kendi sistemini kurdu. “Kendi ayaklarım üzerinde durmam gerektiğini 12 yaşında yatılı okulda öğrenmiş bir kişi olarak, hiç kimseye muhtaç olmayacağımız ve huzur içinde işe gidebileceğim en iyi düzeni kurmaya çalıştım. Çocuklara kaliteli ve güvenilir bakıcılar eşliğinde ev düzenimiz ve sıcaklığı içinde bakıldı. Bakıcımıza güvenmek ve sınavlarımı geçmesi çok zamanımı aldı. Geceleri çöpün içinde meyve posası ya da sebze artıkları aradığımı ve sağlıklı beslenme kontrolü yaptığımı ya da kullanılmış bebek bezlerini sayarak sık sık altının değiştirildiğini kontrol ettiğimi itiraf etmeliyim”.

Şeniz Yarcan, kariyer de yaparım, çocuk da, hepsini de mükemmel yaparım diyebilmek için özverinin şart olduğunu söylüyor: “Çocuklarımla 6 yaşlarına dek, çok kaliteli bire bir oyun, ders, vb her türlü paylaşım için hafta içi günlerde en az 4 saatimiz oluyordu. Daha sonra onların okul temposu benim de iş tempom şiddetle arttı. Okul-anne-çocuk üçgeninde aracılık rolünü vererek çocuklarla evdeki zamanımı dersten çok kaliteli paylaşımlara ayırmayı hedefledim. Son 3 senedir sık iş seyahatlerim, iş yemeklerim olabiliyor. Örneğin, küçük kızımın fen sınavı hazırlığında yanında olamayacaksam, 40 soru ve cevaplık çalışma setini gece yarıları hazırlayıp onu da kendimi de huzurlu kılıyorum. İş okumalarımı 23:00 sonrasına bırakarak onlarla olan vakitten hálá çalmıyorum. Hafta sonları hep birlikte oluyor programlarımız.”

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın ve enter'a basın;