Postaya düşenler: Çiğdem Kasap’ın doğum hikayesi

Sevgili anne adayları,

Beren’im dünyaya geleli tam tamına 5 gün oldu. Hala rüyada gibiyim kızım uyanana kadar 1 saat vaktim var. O sırada bende herkes gibi hamile doğum anılarımı paylaşmak isterim.

Eşimle 3 yıldır evliyiz. Bunun 2 yılında çocuğumuz olsun diye mücadele ettik. Bu mücadele sırasında öğrendiğim bir şey varsa doktor seçiminin ne kadar önemli olduğudur. Ben 1 yılımı boşa harcadığımı düşünüyorum. Çok şükür sonunda yolum hakkını ödeyemeyeceğim ve bana her zaman baba şefkati ile yaklaşan Nevzat Koç’a denk geldi. Onun sayesinde zoru başararak hamile kaldım. Hamilelik boyunca sorunlar peşimi bırakmadı.

Hamileliğimizin 28. haftasında plesanta kireçlenmesi çıktı. Anne adaylarına önemli duyuru: lütfen sağda solda söylenenlere, yazılanlara inanmayı, sadece doktorunuza güvenin. Herkes gibi bende o hatayı yaptım. Kızımın kilo alamayıp erkenden alınacağı hissine kapıldım. Yok yere kendimi de kızımı da üzdüm.

Bunun üzerine çok ağır grip geçirdim. Yine benim yaramaz kızım 30. Hafta kanala kadar indi. İzne çıkmama daha vakit olmasına rağmen  apar topar ayrılmak zorunda kaldım. Yine doğum uzmanı olan herkes “aaaa göbeğin aşağıya düşmüş, bu çocuk vaktini beklemez erkenden gelecek” – “göbeğin hiç belli olmuyor bu kız küçücük doğacak.” gibi laflara rağmen sonunda 36. haftaya geldik.

Ben ve doktorum hiçbir zaman sezaryen düşünmedik. Tabi aksi bir durumda bunun olabileceğini konusunda aydınlatıldım. 36. hafta da kızımın 4 defa boynuna kordon dolandığını gözüktü. Ne kadar yaramaz değil mi?

Yine herkesi bir söylenti aldı. Neden riske atıyormuşum, sezaryen olmuyor muşum. Ya kordon dolanması nefesini keserseymiş. Bu devirde normal doğum mu kalmış, sezaryen gibi bir kolaylık mı varmış. Acaba sorsan kaçı sezaryenle doğum yaptı da kolaylığını gördüler, kaçı çocuk doğurdu, kaç yıl bu bölümü okudular.

Bizler herkesin örneğini seçmek için deli olurken, neden gidip sezaryen tercih ederiz ki? (zorunda kesinlikle lafım yok, yanlış olmasın).

Erken gelecek dediğimiz kızımız 40. haftasını doldurdu. Doktorumuz daha fazla beklemenin bir anlamı olmadığını 3 gün sonra yatıp suni sancı ile doğum olacağını söyledi. Her zamanki gibi onu dinledim.

Herkesin korkulu rüyası suni sancı, kaç kez yaşadık ki bu kadar korkuyoruz. Herkesin vücudu bir değil neden bunu kabul etmek bu kadar zordur anlamam.

40 hafta 3 günlük olunca saat 09:00’da yatış yaptık. 09:30’da verilen suni sancı etkisini 10:30 gibi gösterdi. 11:00’de suyum geldi, 3 cm açılmam oldu. Normal düşünen anne adaylara tavsiyem hamileliğiniz boyunca hergün yürüyüş ve egzersiz yapın, bol sıvı tüketin, inanılmaz işe yarayacaktır. Sancılarım 13:30 gibi sıklaştı. Ona rağmen ebelerin gösterdiği hareketleri ve nefes egzersizlerini yapmaya çalıştım. Akşama kalacak derken 15:15’te kanama başladı. Acaba köt

Bir şey mi oluyor derken kendimi doğum çatalında buldum. 15:37’de kızımın bir anda sesini duydum. Doğumun kolay olacağını bizlere kimse söylemedi ama inanın öyle “Allah kurtarsın” dedikleri kadar da değil. Her şey ama her şey yavrumu kucağıma alınca bitti.

Doğumdan hemen sonra ayağa kalkıp yürümeye başladım. Sezaryen olsam kalkmama hemen izin verilecek miydi?

Lütfen Sevgili anneler; eğer imkanınız varsa normal doğumdan korkmayın. Doktorunuz ve ebelerinize kendinizi bırakın ve onlara güvenin.

Hamilelik ve doğum boyunca yanımda olan doktoruma, ebelerime, ve sevgili eşime sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Hakkınız ödenmez her zaman dualarımdasınız.

Yazı: Çiğdem Kasap

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın ve enter'a basın;