Uykusuzluk

Uykusuzluk (İmsomnia) nedir?

Nöroloji Uzm. Dr. Nurdoğan Yavuz Uykusuzluğu (imsomnia) rahatsızlığını nedenlerini, uykusuzluk testini anlatıyor.

Uykusuzluğun tarifi uykunun tarifinden de daha zordur. Zira uykusuzluk hasta tarafından hissedilen ve kişiden kişiye değişen bir olaydır.

Uykusuzluk, karşımıza bazen hayatla bağdaşabilecek sürelerden daha kısa bir uyku süresi, bazen de kişinin daha önce alışık olduğu ve yeterli bulduğu uyku süresinin kısalması şeklinde ortaya çıkar.

Uykusuzluğun en sık karşılaştığımız şekli uykuya dalma güçlüğü ile ortaya çıkan uykusuzluktur. Bu tür insanlarda uykuya dalmak uzun saatler sürer ve uykuya dalamama aşırı bir sıkıntı yaratır. Bu sıkıntı hissi uykuya dalmak için geçen sürenin, olduğundan daha da uzun algılanmasına sebep olur. Uykuya dalamayacak olmanın sıkıntısı bazı hastalarda daha yatağa gitmeden önce, akşam saatleri yaklaştıkça başlar. Hastalar acaba bu gece uyuyabilecek miyim? diye düşünmeye başlarlar.

Yukarıdakilerin aksine bazı hastalar da uykuya kolaylıkla daldıkları halde, uykuyu sürdürmekte güçlük çekerler. Gece içinde en ufak gürültüden veya eşlerinin kıpırdanmasından uyanırlar. Uyandıklarında tekrar uykuya dalmakta güçlük çekerler. Bu insanlar kendilerini uyandırdıklarını düşündükleri insanlara karşı zamanla düşmanlık hissi geliştirirler.

Uykusuzluğun bir diğer şekli de sabah erken uyanıp, bir daha uyuyamama şeklindedir. Bu durumdakiler genellikle depressif denebilecek yakınmaları olan hastalardır. Uykuya problemsiz dalıp, uyumaları kısmen mümkün olsa da, sabaha karşı uyanıp bir daha uyuyamazlar. Yukarıdakilere göre daha nadir görülen, ancak hepsinden daha kötü olan bir uykusuzluk türü de hiç uyuyamama şeklindeki uykusuzluktur.

Bazen de hastalar gece uykularından hiç şikayetleri olmaksızın, sabah dinlenmemiş olarak kalktıklarından şikayet ederler. Bu durum da bir tür uykusuzluk olarak değerlendirilmelidir.

Uykusuzluk çeken hasta geceler kadar gündüzünden, her zaman şikayetçi olmasa da gündüzlerinden memnun değildir. Zira hastaların hepsi değilse de bazıları, değişen düzeylerde olmak üzere, yorgunluk ve sinirlilikten, arkadaşlarına ve ailesine karşı kırıcı olmaktan, fiziksel ve ruhsal performansında azalmadan, hafıza ve konsantrasyon bozukluklarından şikayet etmektedir. Bu tabloya bazen baş ağrıları, gözlerde yanma ve bulantı da eklenebilir.

Yukarıdaki nedenlerle, uykusuzluğu hastanın kendini dinlenmiş hissedeceği süreden daha az süreyle uyuması olarak tarif edebiliriz.

Uyku saatlerine ve sürelerine dikkat edin!

Daha önceki bölümlerde de belirtildiği gibi her birimizin uyku süresi farklıdır. Bazılarımız 5 saat uyku ile yetinebildiği halde bazılarımız için bu süre 10 saati bulmakta, hatta geçmektedir. Uykumuzun başladığı saatler de aynı şekilde kişiler arasında farklılık gösterir. Hepimiz hangi saatte uykumuzun geldiğini daha önce yaşadığımız deneyimlerden biliriz. Bu saat, bazılarımızda akşamın erken saatleri olabildiği gibi bazılarımızda akşamın geç saatleridir. Genetik olarak belirlenmiş bu özellik bizi “tavuklar” veya “baykuşlar” gruplarından birine sokar. Uyku saatlerimizi ve süresini bilmek ve bunlara uygun saatlerde yatıp kalkmak, sağlıklı bir uykunun ilk şartıdır. Ancak her zaman alışılmış uyku saatlerine tam olarak uymak mümkün olmaz. Bazı geceler, olağan gecelerden daha sık uyanır, gece uykuya dalmakta güçlük çeker veya sabah erken uyanırız. Organizma bu olumsuzlukları ertesi gece telafi eder. Ancak sabah uyku süresini bu durumu telafi etmek için uzatmak, başka problemlerin ortaya çıkmasına sebep olur. Sabah uykusu daha çok yavaş uykunun yüzeysel dönemlerinden oluşacağından, gece uykusunun yerini tutmaz. Sabah geç kalkılması, ertesi gece uykunun gelme saatini geciktirecek, bu da ertesi gece uykuya dalma güçlüğü ile kendini belli edecektir. Uyku saatleri konusunda dikkat edilmesi gereken başka bir nokta ise öğleden sonra uykularıdır. Bilindiği gibi, fizyolojik olarak öğlen saatlerinde uykuya eğilim artmakta ve bu saatlerde uykuya dalma kolaylaşmaktadır.

Bu durumda öğlen uykuları uykusuzluk çekenlere önerilmeli midir?

Bu soruya verilecek iki tür yanıt vardır. Birincisi; kısa süreli uykular dahi uyku birikimini azaltmakta, homeostatik mekanizmayı etkileyerek, gece uykunun gelmesini geciktireceğinden uykusuzluk çekenlere önerilmemelidir. İkincisi ise, homeostatik bir kuralı uygulamak uğruna fizyolojik bir olayı engellememek gerektiğidir. Zaten uykusuzluk şikayeti olan bir insan eğer uykusu geliyorsa öğleden sonraları uyumakta serbest bırakılmalıdır. Ancak hasta bu durumda gece uykusunun geç geleceğinin bilincinde olmalı ve öğleden sonra 1 saat uyumuşken akşam saat 22:00 de tekrar yatıp uyumaya çalışmamalıdır.

Uykunuzu test edin:

  • Yeterli süre uyumama rağmen gün içinde yorgun ve uykulu oluyorum.
  • Haftada 2-3 gece uykuya dalmakta güçlük çekiyorum.
  • Akşam saatlerinde veya yatağa girdiğimde bacaklarımda isimlendiremediğim bir huzursuzluk hissediyorum.
  • Uyuyamayacağım fikri akşam saatlerinden itibaren beni endişelendiriyor.
  • Yatakta sürekli bacaklarımı hareket ettirmek zorunda kalıyorum.
  • Gece içinde nefes alamama hissi ile uyanıyorum.
  • Horlamamın yan odalardan duyulacak kadar şiddetli olduğu söyleniyor.
  • Uykuda nefesimin durduğu söyleniyor.
  • Gece içinde en az bir kez tuvalete gitmek zorunda kalıyorum.
  • Geceleri baş, boyun veya göğsümde terleme oluyor.
  • Sabah yorgun ve baş ağrısı ile uyanıyorum.
  • Geceleri bacaklarıma kramp girebiliyor.
  • Toplantılarda, okurken veya TV seyrederken uyuya kalabiliyorum.
  • Uykululuk nedeniyle eskisi kadar uzun süre araba kullanamıyorum.
  • Gün içinde zaman zaman dayanılmaz uykululuk atakları yaşıyorum.
  • Çok sık rüya görüyorum.
  • Geceleri uykudan bağırarak ve korku ile uyandığım söyleniyor.

Yukarıdaki sorulardan birkaçına evet cevabı veriyorsanız, bir uyku hastalığınız olabilir.

Uyku hastalıkları günlük aktivitenizi ve sosyal yaşantınızı bozmasının yanısıra, çok daha ciddi sağlık sorunlarına sebep olabilir.

Aramak istediğiniz kelimeyi yazın ve enter'a basın;